Sizinle bugün beni çok mutlu eden bir konuyu paylaşmak istiyorum. Hep diyorum ya yeni nesil beni heyecanlandırıyor ve umutlandırıyor. Elalemden çok kendi yaptıklarına odaklılar. Sorumsuz ve maymun iştahlı görünseler de biz eski kuşaklara göre ne istediklerini biliyorlar ve onun peşinden koşuyorlar. Çevrelerine ve doğaya karşı duyarlılar. Sıkıcı olan şeyleri sevmiyorlar doğru ama keyif aldıklarına da tutkuyla bağlanıyorlar. Onları iyi tanımalı ve zamanın ve neslin şartlarına uygun yönetmeliyiz.
Benim her konuşmamda önemli tavsiyelerimden bir tanesi, özür dilemeyi ve sevdiklerini söylemeyi zul görmemeleri. “Özür dilerim hata yaptım” ve “Seni seviyorum” demek bizim ve bizden önceki nesillerin en zor yaptığı şey. Oysa ki insanın hatasını görmesi ve özür dilemesi kadar büyük bir erdem yok. Ayrıca hatasının farkına varan insan gelişim yolculuğunda bir adım atmış demektir. Diğer taraftan insanın sevdiğini söylemesi kadar insani bir şey yokken bunu neden söylemekten kaçınır ki? “Seni sevdiğimi bilmiyor musun?” sorusunun yanıtı “Tabii biliyorum ancak duymak beni mutlu edecektir”. Sevdiklerinize onları sevdiğinizi söyleyin arkadaşlar
Şimdi de esas bu yazıyı yazma nedenim olan teşekkürüme geldi. Naçizane yazdıklarımı okuyan, konuşmalarımı ya da röportajlarımı dinleyen arkadaşlarımdan özellikle de yeni nesilden pek çok geri bildirim alıyorum. Bu geri bildirimler beni hem çok mutlu ediyor hem de daha çok paylaşmak yönünde motive ediyor. Diyeceksiniz buna ihtiyacın mı var? Evet hepimizin var. Herkes bu eylemler için emek ve zaman harcıyor. Harcanan bu emek ve zamanın tek geri dönüşü de okuyanlardan ya da dinleyenlerden gelen geri bildirimler…
Geri bildirim dediğimizde de ülkemizde genelde olumsuz geri bildirim verme alışkanlığı vardır. Bunların gerek kendi hayatımızda gerekse de çevremizde çok örneği bulunur. Oysa ki bir insan kendi maddi gelir elde ettiği işi dışındaki tüm yaptıklarını gönüllülük esasına göre yapar ve harcadığı zaman, emek ve paranın tek geri dönüşü takdir ve bunun verdiği motivasyondur.
İş hayatındaki başarıyı çoğu zaman koyduğumuz kalitatif ve kantitatif hedeflere göre realize ederiz. Hedef konmamış her noktada başarı da görecedir ve her zaman kuzguna yavrusu Zümrüt’ü Anka’dır. Ben tabii ki yazdığım yazıları ya da yaptığım konuşmaları kendi değerlerim ve yetkinliklerim çerçevesinde beğenerek yaparım. Bu hepimiz için böyledir. Beğenen olduğu gibi beğenmeyen de olacaktır. Çoğu zaman da beğenmeme durumu başkalarının ayakkabılarını giyme becerimizin eksik oluşundandır.
Uzun sözün kısası bana hiç tanımadığım ama sosyal medyada birbirimizle karşılaştığımız insanlar yaptığım işler, yazdığım yazılar ve konuşmalarımla ilgili olumlu geri bildirim verdiğinde o kadar motive oluyorum ki daha iyiyi yapabileceğim konusunda inancım artıyor. Bu da benim kendimi daha çok geliştirmeme yol açıyor. Son söz olarak pek çoğuyla karşılaşmadığım ama bir cümlesiyle hayatıma dokunan herkese buradan teşekkür etmek isterim. İyi ki varsınız. #dogrugeribildirim


