Eczacılığın olmazsa olmaz alanlarından bir tanesi Farmakognozidir. Bitkilerin iyileştirici gücünü anlatan bu bilim dalı hem geçmişi hem de günümüzün tedavi yöntemlerini anlatıyor. Mısırlılar, Yunanlar, Aztekler, hatta Amerikan yerlileri bile bitkilerin iyileştirici gücünden faydalanmıştır.
Bilimin ve deneylerin ilerlemesi bitkilerden saf madde izole etmemizi kolaylaştırdı. Bu da bitkileri daha genel tedavilerde kullanmaktansa özel hastalıkların, özel tedavilerinde etken maddeyi daha güçlü kullanmamızı sağladı.
Peki geçmişten günümüze kadar bitkilerin tedavideki yeri nasıl değişti?
Atropa belladonna (Güzel avrat otu) eskiden kadınlar tarafından göz bebeklerini büyük göstermek için kullanılırken, şimdi bitkiden izole ettiğimiz atropin sülfat hipotansiyon, bradikardi veya kardiyopulmoner canlandırmada kullanılıyor. Ayrıca göz hastalıklarında midriyasis ve siklopleji meydana getirmek için kullanılır.
Haşhaş bitkisi olarak bildiğimiz Papaver somineferum’un kapsülünden elde edilen opium (afyon) ağrıyı dindirmek, sakinleştirmek ve hastayı uyutmak için kullanılmıştır. Günümüzde ise afyon alkaloitleri olarak bildiğimiz kodein, morfin, tebain vb. ayrı ayrı tedavilerde kullanılıyor. Morfin; ağrı dindirici, kodein; antitüssif, tebain, yatıştırıcı olarak kullanılmaktadır. Anlatılan örneklerden de anlaşılacağı gibi kullanış şekli farklı olsa da atropinin antikolinerjik etkisi, afyonun analjezik etkisi bundan yüzlerce yıl önce fark edilmiştir.
Bunların benzerleri daha yakın dönem olan Anadolu Halk Tıbbında da mevcuttur. En bilinen örneği söğüt yani Salix türleridir. Kabuklarını kaynatarak veya doğrudan çiğneyerek kullanıldığı bilinmektedir. Karaciğer hastalıklarına yürek çarpıntılarına karşı etkili olduğu İsmet Zeki BEYOĞLU’nun Anadolu İlaçları adlı kitabında geçmektedir. Günümüzde asetil salisilik asit veya ticari adı olan aspirin ile bilinmektedir. Düşük dozları antikoagülan, yüksek dozları ise analjezik olarak kullanılmaktadır.
İlaç denince aklımıza sadece laboratuarda üretilmiş, yüzlerce klinik testlerden geçmiş kimyasal moleküller gelmektedir. Bunlar sadece son yüzyılın teknolojisidir. Binlerce yıldır insanlar hayatta kalitesini artırmak için gözlem yaparak, deneme yanılma yoluyla bir çok bitkinin tıbbi özelliklerini keşfetmiştir. M.Ö 5000’ler de Mezopotamya uygarlıklarının 250’den fazla bitkisel drogu kullanıkları bilinmektedir. Günümüzde ise bitkilerin tedavi amaçlı kullanımı ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre farklılık göstermektedir. Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun %80’i tedavi amaçlı bitkisel ürünlerden faydalanmaktadır. Gelecek yıllarda tıbbi bitkilerin tedavide kullanımının artacağı Dünya Sağlık Örgütünce öngörülmektedir.
Merve İrem Ülgen’in Kaleminden Farmakognozi


